İçeriğe geç

kazma kalıcı isim midir ?

Kayseri’nin Soğuk Sabahlarında Başlayan Bir Hikâye

Kayseri’de sabahlar hep biraz serttir. Yüzüne çarpan rüzgâr, uykunu yarım bırakır gibi davranır. O gün de öyle olmuştu. İnce montumun içinden sızan soğuğu hâlâ hatırlıyorum. Ellerimi cebime sokup Erciyes’in uzaktan görünen beyazlığını izlerken içimde tuhaf bir sıkışma vardı. Sanki bir şey olacak ama ne olduğunu bilmiyordum.

Günlüklerime yazdığım şeylerin çoğu böyle başlar zaten. Bir his, bir eksiklik, bir merak… O sabah da defterimi açıp tek bir cümle yazmıştım: “Bugün bir isim duyacağım ve hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”

O ismin “Kazma” olacağını bilmiyordum.

Kazma İsmiyle Tanıştığım An

İlk kez onu, şehrin eski bir arka sokağında gördüm. Duvarlara çizilmiş yarım kalmış grafitilerin arasında, köşeye sıkışmış bir yazı vardı: “Kazma.”

Bir insan ismi gibi durmuyordu. Daha çok bir eylem, bir araç, sert bir şey… ama aynı zamanda bir imza gibiydi. Yanımdaki arkadaşım “O mahallede bir çocuk var, kendine Kazma diyor” dediğinde içimde garip bir kıpırtı oldu.

Kazma… Kalıcı bir isim miydi gerçekten?

O an bu soruyu ilk kez kendime sordum. Bir isim ne kadar kalıcı olabilirdi ki? İnsan bile kalıcı değilken, bir kelime nasıl olurdu da duvarlara kazınıp yıllar sonra bile orada kalabilirdi?

O gün eve döndüğümde defterime sadece şunu yazdım: “Kazma kalıcı isim midir?”

İsimlerin Ağırlığı ve Kaybolan Şeyler

İnsan büyüdükçe bazı kelimelerin ağırlığını daha iyi anlıyor. Ben 25 yaşındayım ve Kayseri’de yaşamak bana şunu öğretti: hiçbir şey gerçekten sabit değil.

Arkadaşlıklar değişiyor, sokaklar değişiyor, hatta insanın kendi sesi bile zamanla başka bir tona bürünüyor.

Kazma ismini düşündükçe içimde bir şeyler kıpırdıyor. Bir isim mi bu, yoksa bir direniş mi? Kendine böyle bir isim seçen bir insan, aslında kalıcılığı mı arıyor, yoksa yok oluşu mu kabulleniyor?

Bunları o gün anlamamıştım. Sadece merak etmiştim.

Ama merak bazen insanın içine yerleşip orada büyüyen bir şeye dönüşüyor.

Bir Akşamüstü Karşılaşma

Birkaç gün sonra onu gördüm.

Şehrin kenar mahallelerinden birinde, eski bir duvarın önünde oturuyordu. Elinde sprey boya vardı. Yanına yaklaşırken kalbim hızlanmıştı, nedenini bilmiyordum.

“Sen misin Kazma?” diye sordum.

Başını kaldırmadan güldü. “İsim önemli mi?” dedi.

O an içimde bir şey kırıldı. Çünkü ben isimlerin önemli olduğunu sanıyordum. İnsanları tanımladığını, onları bir yere sabitlediğini düşünüyordum.

Ama o öyle düşünmüyordu.

Duvara yeni bir yazı attı: Kazma.

Sonra bana baktı. “Kalıcı olmak isteseydim adımı duvara değil, insanların aklına kazırdım” dedi.

O cümle günlerce kafamın içinde yankılandı.

Kazma Kalıcı İsim midir?

Bu soruyu ona tekrar sormaya çekindim ama içimde büyüyordu. Kazma kalıcı isim midir?

Bir isim, gerçekten kalıcılık taşıyabilir mi?

Yoksa kalıcılık dediğimiz şey sadece bizim bir şeye yüklediğimiz anlam mı?

O gece eve döndüğümde uzun süre pencereden dışarı baktım. Kayseri’nin ışıkları uzaktan sakin görünüyordu ama içimde fırtına vardı. Günlüğüme yazarken elim titriyordu.

“Belki de Kazma bir isim değil. Bir izdir.”

İçimde Açılan Boşluk

Buna da Göz Atın: Kardiyoloji kalp krizini anlar mı ?

Sonraki günlerde Kazma’yı sık sık görmeye başladım. Hep aynı yerde, aynı duvarların yanında… Ama hiçbir zaman aynı şeyleri konuşmuyorduk.

Bazen susuyordu, bazen de sadece sigarasını izliyordu.

Ben ise içimde büyüyen soruyla uğraşıyordum.

Kazma kalıcı isim midir?

Bir gün bana “Sen neden bu kadar takıldın bu isme?” dedi.

Cevap veremedim.

Çünkü aslında mesele isim değildi. Mesele, kalıcı olmak isteyip istemediğimdi.

Ben kalıcı olmak istiyor muydum?

Yoksa sadece iz bırakmak mı istiyordum?

Duvarlar, İzler ve Kaybolan Sesler

Kazma’nın çizdiği duvarları daha dikkatli incelemeye başladım. Bazıları silinmişti, bazıları üst üste boyanmıştı. Ama Kazma hep geri gelmişti.

Sanki kalıcılıkla bir savaşı vardı.

Bir gün ona “Neden hep aynı yere yazıyorsun?” diye sordum.

“Çünkü insanlar unutuyor” dedi.

Bu cümle içimi acıttı. Çünkü haklıydı.

İnsanlar unutuyordu.

Ben bile unutuyordum.

Kayseri’de Bir Yürüyüş ve Sessiz Bir Gerçek

Bir akşam Erciyes’e karşı yürürken Kazma yanımdaydı. Konuşmuyorduk. Sadece yürüyoruz.

Soğuk hava yüzümü kesiyordu ama içimde garip bir sıcaklık vardı. Belki de ilk kez bir şeyi anlamaya başlamıştım.

“Kalıcı olmak diye bir şey yok” dedi birden.

O an durdum.

“Ne demek istiyorsun?” dedim.

“Her şey siliniyor. Duvarlar bile. Ama bazı izler silinse bile hissi kalıyor.”

O an anladım ki Kazma bir isim değil, bir düşünceydi.

Ama yine de içimdeki soru tamamen gitmedi.

Kazma kalıcı isim midir?

Belki de doğru soru bu değildi.

Belki de doğru soru şuydu: “Bir isim kalıcı olmak zorunda mı?”

Lagi ekibi olarak “kazma kalıcı isim midir” konusunu sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyduk. Sağlıklı ve mutlu günler!

Günlükler, Hatıralar ve Sessiz Bir Kabulleniş

Günlüğüme o gece uzun uzun yazdım. Kazma’nın söylediklerini, duvarları, rüzgârı, sessizliği…

Ve kendimi.

Çünkü en çok kendimi anlamaya çalışıyordum.

Kazma bana kalıcılığın bir yanılsama olduğunu öğretmemişti. Sadece kalıcılığın farklı şekilleri olduğunu göstermişti.

Bazen bir isim, bir duvarda kalır.

Bazen bir insanın zihninde.

Bazen de sadece bir soruda.

Kazma kalıcı isim midir?

Belki de bu soru artık bir cevap beklemiyordu.

Son Görüş

Bir süre sonra Kazma’yı bir daha görmedim.

Duvarlar hâlâ vardı ama yazılar silinmişti. Şehir kendi sessizliğine geri dönmüştü.

Ama içimde bir şey değişmişti.

Artık isimlere farklı bakıyordum. İnsanlara, izlere, hatta kendi yazdığım kelimelere bile…

Bir gün defterimi açtım ve ilk sayfaya şunu yazdım:

“Bazı isimler kalıcı olmak için değil, hatırlatmak için vardır.”

O andan sonra Kazma kalıcı bir isim mi sorusu içimde başka bir şeye dönüştü.

Bir sorudan çok bir yankıya.

Ve o yankı hâlâ Kayseri’nin soğuk sabahlarında, duvarların arasında, rüzgârın içinden geçip geliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://bornovaguvenlik.com https://hifu.com.tr https://doze.com.tr Sitemap
grandoperabet giriş