İçeriğe geç

Karabük yüzde kaçı orman ?

Lagi okuyucularına özel bu yazımızda “Karabük yüzde kaçı orman” hakkında pratik bilgiler sunuyoruz.

Kayseri Sabahı ve İçimdeki Daralan Boşluk

Sabahları Kayseri’de uyanmak bazen bana aynı duyguyu veriyor. Ne tam huzur, ne tam huzursuzluk… Sanki arada sıkışmış bir yer gibi. Penceremi açıyorum, ince bir rüzgâr yüzüme vuruyor. Uzakta Erciyes’in silueti var ama bugün ona bile bakarken içimde bir eksiklik hissediyorum. 25 yaşındayım ve hâlâ bazı sabahlar neden böyle hissettiğimi tam olarak açıklayamıyorum.

Bugün de öyle günlerden biri.

Kahvemi yaparken telefonuma bakıyorum. Sosyal medyada kaybolmak kolay, ama bu kez bir şey dikkatimi çekiyor: Karabük hakkında bir paylaşım. Bir fotoğraf… Her yer yemyeşil. Ormanlar sanki şehrin içine doğru akıyor gibi. O an içimde garip bir kıpırtı oluşuyor. Sanki uzun zamandır aradığım bir şey o görüntünün içinde saklı.

Ve kendi kendime soruyorum:

Karabük yüzde kaçı orman?

Bu soru basit bir bilgi gibi duruyor ama bende bıraktığı his hiç basit değil.

Karabük Fikri Nereden Çıktı?

Aslında Karabük benim için hiçbir zaman planlı bir yer olmadı. Ne gitmeyi düşündüm, ne de özel bir bağ kurdum. Ama bazen insanın hayatına bazı şehirler ansızın girer. Bir fotoğrafla, bir cümleyle, bir anlık merakla…

Benim için de öyle oldu.

Kayseri’de büyürken hep geniş bozkırları, sert rüzgârları, açık gökyüzünü bildim. Ama içimde hep yeşilin daha yoğun olduğu bir yer özlemi vardı. Sanki içimde eksik kalan bir renk gibi. O yüzden Karabük fotoğraflarına bakarken garip bir huzur hissettim. O yoğun yeşil, sanki içimdeki boşluğu dolduracakmış gibi.

O an fark etmeden aramaya başladım:

“Karabük yüzde kaçı orman?”

Yolculuk Hayali Başlıyor

Gerçekten gitmedim. Ama zihnimde bir yolculuk başladı. Otobüs bileti aldığımı hayal ettim. Kayseri otogarında bekliyorum. İnsanlar geliyor, gidiyor. Herkesin bir hikâyesi var ama benimki biraz daha sessiz.

Otobüse biniyorum.

Cam kenarına oturuyorum. Kulaklıklarımda hafif bir müzik. Yol boyunca değişen manzaraya bakıyorum. Bozkırlar yavaş yavaş yerini daha dalgalı tepelerle karışık yeşilliklere bırakıyor. İçimde bir şey yumuşuyor gibi.

Ve o sırada yine aynı soru dönüyor kafamda:

Karabük yüzde kaçı orman?

Sanki bu soru sadece bir istatistik değil de, bir şeyin kapısını açacak anahtar gibi.

Google Aramasının Ötesinde Bir Merak

Telefonumu çıkarıp tekrar bakıyorum. Cevaplar arasında farklı oranlar görüyorum. Ama ortak bir şey var: Karabük Türkiye’nin en ormanlık illerinden biri. Yüzde olarak baktığında büyük bir kısmı ormanlarla kaplı. Hatta bazı kaynaklar bu oranı %70’lerin üzerinde veriyor.

Ama garip olan şu: Bu sayı beni tatmin etmiyor.

Çünkü mesele oran değilmiş gibi hissediyorum.

Sanki asıl soru şuymuş gibi:

“Bir şehir insanın içini ne kadar yeşil yapabilir?”

O an fark ediyorum ki ben aslında bir istatistiği değil, bir hissi arıyorum.

Sayıların Ötesinde Bir Şey

Karabük hakkında okudukça zihnimde bir görüntü oluşuyor. Dar sokaklar, etrafı saran ormanlar, sabah sisinin içinde kaybolmuş evler… Şehir değil de sanki doğanın içine gizlenmiş bir yaşam alanı gibi.

Ben Kayseri’de genişliğe alışığım. Ufuk çizgisinin hiç bitmediği o açıklık hissi… Ama burada başka bir şey var: kapanan ama boğmayan bir doğa.

İçimde tuhaf bir çelişki var.

Bir yanım geniş alanları seviyor, diğer yanım ise sarıp sarmalayan ormanları özlüyor.

Otobüs Sahnesi: İçsel Bir Yolculuk

Hayalimdeki otobüs yolculuğu devam ediyor. Camdan dışarı bakarken güneş yavaş yavaş batıyor. Gökyüzü turuncudan mora dönüyor.

Yan koltukta oturan yaşlı bir adam var. Sessiz. Elinde küçük bir radyo. Belki de yıllardır aynı yolu gidip geliyor. Belki Karabük onun için sadece bir şehir değil, bir alışkanlık.

Ben ise sadece bakıyorum.

Ve içimde tekrar aynı cümle:

Karabük yüzde kaçı orman?

Ama bu kez cevap rakam gibi değil, his gibi geliyor.

Sanki orman oranı sadece bir sayı değil; insanın içinde açılan bir alan.

Ormanın İçimde Uyandırdığı Şey

Bir noktada şunu fark ediyorum: Orman dediğimiz şey sadece ağaç değil.

Bir tür sessizlik.

Bir tür saklanma alanı.

Kayseri’de çoğu zaman bu sessizlik yok. Her şey açık, net, sert. Ama orman… orman biraz daha farklı. İçine girince seni dış dünyadan koparıyor ama aynı zamanda sana kendini geri veriyor.

İşte bu yüzden Karabük düşüncesi bende büyüyor.

Karabük’e Varış Hayali

Otobüsün Karabük’e girdiğini hayal ediyorum. Hava değişiyor. Nem artıyor. Toprak kokusu daha belirgin hale geliyor. Şehir bir anda açılmak yerine daralarak değil, doğayla birleşerek karşılıyor beni.

İlk his: şaşkınlık.

İkinci his: huzur.

Üçüncü his: “Neden burada değilim?”

Yağmur ve Yeşilin İç İçe Geçişi

Hafif bir yağmur başlıyor. Asfalt ıslanıyor, yapraklar koyulaşıyor. Orman kokusu daha yoğun geliyor. İnsanlar şemsiyelerini açıyor ama kimse acele etmiyor gibi.

Sanki bu şehirde zaman biraz daha yavaş akıyor.

Bir bankta oturduğumu hayal ediyorum. Üzerime ince bir serinlik çökmüş. Saçlarıma yağmur damlaları düşüyor. Telefonumu çıkarıp yine aynı soruyu yazıyorum:

Karabük yüzde kaçı orman?

Ama artık cevap önemli değil.

Çünkü hissettiğim şey rakamlarla anlatılacak bir şey değil.

Kayseri ve Karabük Arasında Kalan Ben

Kayseri’ye geri dönüyorum hayalimde. Aynı sokaklar, aynı sabahlar, aynı rüzgâr. Ama artık bir fark var. İçimde başka bir şehir taşımaya başlamışım.

Karabük.

Gerçek mi, hayal mi, bilmiyorum.

Ama içimde büyüyen bir şey olduğu kesin.

Kayseri bana gücü öğretiyor. Açıklığı, dayanıklılığı, sertliği… Karabük ise yumuşaklığı, yeşili, sessizliği.

İkisi arasında kalmak garip bir his.

Sanki biri bedenim, diğeri kalbim gibi.

İçimdeki Dönüşüm

Son günlerde fark ediyorum ki, insan bazen bir şehir aramıyor.

Sadece kendini arıyor.

Ben Karabük’te bir oran ararken aslında içimde eksik kalan bir şeyi tamamlamaya çalışıyordum. O yüzden “Karabük yüzde kaçı orman?” sorusu bende bir bilgi değil, bir yön duygusu yarattı.

Belki de mesele şu:

Bir yer ne kadar yeşilse, insanın içindeki boşluk o kadar azalıyor mu?

Bilmiyorum.

Ama düşündükçe içim biraz daha hafifliyor.

Sessiz Bir Kapanış Değil, Devam Eden Bir His

Şimdi pencereyi tekrar açıyorum. Kayseri akşamı serin. Erciyes yine orada. Aynı. Değişmeyen.

Ama ben değişmiş gibiyim.

Bir şehrin orman oranını merak ederek başladığım şey, beni içimde çok daha derin bir yere götürdü.

Ve hâlâ aklımda aynı cümle dolaşıyor:

Karabük yüzde kaçı orman?

Belki cevap çoktan belli.

Ama asıl mesele cevap değilmiş.

Asıl mesele, o sorunun içinde kaybolurken hissettiklerimmiş.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://bornovaguvenlik.com https://hifu.com.tr https://doze.com.tr Sitemap
grandoperabet giriş