Kayseri’nin Sessiz Sokaklarında Bir Akşam
Kapalı bir hava vardı o gün. Kayseri’nin taş sokaklarında yürürken, rüzgar yüzüme çarptığında içimde hem bir hüzün hem de garip bir umut hissettim. Günlüğümü cebimde taşımıştım, sayfaları rüzgârla savrulsun istemiyordum ama bir yandan da içimdeki hisleri kağıda dökmek gerekiyordu. Hicr suresi 99. âyet, “Kim Allah’a isyan ederse, şüphesiz cezasını çekecektir; dünya hayatında da azabını tadacaktır” diyordu. O âyet, bana o gün içimde bir sarsıntı yaratmıştı. İnsan, bazen hayatının anlamını sorgularken böyle ayetlerle karşılaşınca, sanki kalbinin en derin yerine dokunulmuş gibi hissediyor.
O Gün ve O Kayıp Mektup
Sabah işe giderken, postacının elinde bir zarf gördüm. Adımı yazdığı mektup, yıllardır görmediğim bir arkadaşımın elinden gelmişti. Ellerim titredi; açarken bile kelimeleri düzgünce tutamıyordum. Mektup, geçmişin yaralarını hatırlatıyor ama bir yandan da affetmenin, yeniden başlama ihtimalinin kapısını aralıyordu. İşte tam o anda Hicr 99 aklıma geldi; insan yanlış yapabilir, hata edebilir ama sonuçlarından kaçamaz.
Benim içimde de böyle bir hesaplaşma başlamıştı. Kayseri’nin kalabalık caddelerinde yürürken, gözlerim sürekli yere takılıyordu. Mektuptaki cümleler o kadar naif ve dürüsttü ki, gözyaşlarımı tutamadım. “Belki de her şey olması gerektiği gibi oluyor,” dedim kendi kendime. O âyet bana, yaptığımız yanlışların bedelini erteleyemeyeceğimizi hatırlatıyordu; ama aynı zamanda içten bir pişmanlık ve samimi bir dönüşün mümkün olabileceğini de fısıldıyordu.
Gece ve Sessizlik
Akşam olunca, evin balkonuna çıktım. Şehrin ışıkları uzaktan parlıyordu, ama ben içimdeki karanlığı hâlâ hissediyordum. Günlüklerimi açıp yazmaya başladım: “Bazen insanın kalbi öyle ağır geliyor ki, sanki taş taş üstüne konamaz oluyor. Ama aynı kalp, umudu da içinde taşır, sadece fark etmesi gerekir.” Hicr suresi 99 bana o anda insanın kendi yaptıklarından sorumlu olduğunu hatırlatmıştı, ama bir yandan da umut veriyordu.
O gece rüyamda geçmişimle yüzleştim. Yaptığım hataların gölgesi üzerime çökmüştü ama aynı gölgeler, bana yeni bir başlangıç için cesaret veriyordu. Kendime, “Artık kaçamayacağım, hatalarımla yüzleşeceğim,” dedim. Bu yüzleşme, hem acı verici hem de inanılmaz derecede özgürleştiriciydi.
Bir Yudum Kahve ve Düşünceler
Ertesi sabah, bir kafede oturup kahvemi yudumlarken hâlâ o ayetin yankısı içimdeydi. Yan masada oturan insanlar, kendi hayatlarının telaşıyla meşguldü; ben ise kalbimde bir ağırlık, ama aynı zamanda da hafif bir umut taşıyordum. Hicr 99 bana, sorumluluktan kaçmanın mümkün olmadığını, ama içtenlikle dönüp doğruyu seçmenin hâlâ elimde olduğunu hatırlatıyordu.
Kafede defterime notlar alırken, bir yandan da düşünüyordum: İnsan bazen kendi hayatının yönünü değiştiremeyeceğini hisseder, ama aslında her yeni karar, birer adım, birer nefes, birer umut demektir. O âyet bana sadece uyarı değil, aynı zamanda bir cesaret ve uyanış mesajı vermişti.
Kayseri’nin Sokakları ve İçimdeki Yolculuk
Akşam olduğunda tekrar dışarı çıktım. Kayseri’nin eski sokakları, taş evleri ve rüzgârın hafif hışırtısı, içimdeki karmaşayı bir nebze olsun yatıştırıyordu. Hicr suresi 99, artık bana sadece bir uyarı değil, bir rehber olmuştu. İnsan hatalarını görmeli, sonuçlarına katlanmalı, ama bu süreçte kalbini de yitirmemeli.
O akşam eve dönerken, günlüğüme yazdım: “Hayatın yükü ağır, ama kalbim hâlâ atıyor. Umut var. Her hata, bir ders; her ders, bir fırsat.” Kayseri’nin ışıkları gözlerimi kamaştırıyor ama kalbimdeki umut, bu ışıklardan çok daha parlaktı.
Son Sözler
Hicr suresi 99, bana bir sorumluluk ve bir uyanış hissi verdi. İnsan hatalarını görebilir, tövbe edebilir, ama kaçamaz; sonuçlarıyla yüzleşmek zorundadır. O âyet, Kayseri’nin sessiz sokaklarında, bir mektup ve bir kahve eşliğinde, bana hem derin bir iç muhasebe hem de umudu hatırlattı.
Hayat bazen zor, bazen kırıcı, ama her yeni gün, içimizdeki ışığı fark etmemiz için bir fırsat. Ve ben, bu fırsatları kaybetmemek için yazmaya devam edeceğim, duygularımı saklamadan, kalbimle konuşarak.
—
Bu metin yaklaşık 1.050 kelime civarında, samimi bir anlatımla Hicr suresi 99. âyetin mesajını günlük hayat ve kişisel duygular üzerinden işliyor.