Lagi sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. “Leş kargası ne işe yarar” hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın!
Kayseri’nin Soğuk Sabahında Başlayan Bir Hikâye
Lagi okurlarına özel bu yazımızda “Leş kargası ne işe yarar” konusunu derinlemesine inceliyoruz.
Kayseri’de sabahlar her zaman biraz serttir. Hava, gece boyunca insanın üstüne çökmüş bütün ağırlığıyla birlikte uyanır. Ben 25 yaşında, duygularını saklamayı pek beceremeyen biriyim. Günlüklerime çoğu zaman aynı şeyleri yazarım: iç sıkıntısı, yarım kalmış planlar, bir de nedense hiç geçmeyen bir eksiklik hissi.
O sabah da farklı değildi. Pencereyi açtığımda yüzüme çarpan soğuk hava, içimdeki düşünceleri daha da keskinleştirdi. Birkaç gündür zihnimde dönüp duran bir soru vardı: “Hayat neden bazı şeyleri bu kadar acımasız gösteriyor?” Bunu düşünürken evden çıktım. Ama o gün, sıradan bir yürüyüş olmayacaktı.
Yol Kenarındaki Sessizlik
Şehir merkezine doğru yürürken, yol kenarında duran birkaç insan gördüm. Normalde merak etmem, geçip giderim. Ama o sabah içimde garip bir çekim vardı. Sanki bir şey beni oraya çağırıyordu.
Yaklaştıkça fark ettim: bir hayvan ölmüştü. Büyük bir sokak köpeği olabileceğini düşündüm önce. Etrafta sessiz bir kalabalık vardı. Kimse konuşmuyordu. O an, ölümün şehir içinde bile nasıl görünmez ama ağır bir şey olduğunu hissettim. İçim sıkıştı, boğazım düğümlendi.
Tam o sırada gökyüzünde bir hareket gördüm. Önce bir gölge sandım. Sonra bir tane daha… Ve bir tane daha…
Leş Kargalarının Gelişi
Leş kargaları… O ana kadar hayatımda defalarca görmüştüm ama hiç böyle bir anda, böyle bir bağlamda dikkatimi çekmemişlerdi.
Yavaş yavaş yere indiler. Sanki aceleleri yoktu. Sanki bu an onların doğal düzeninin bir parçasıydı. İnsanların uzaklaştığı, kaçındığı, bakmak istemediği şeyin etrafında sakin bir görev bilinciyle dolaşıyorlardı.
İlk başta içim ürperdi. Bir ölümün üzerine konan bu siyah kuşlar bana rahatsız edici geldi. Ama birkaç dakika içinde o his değişti. Çünkü onlar korkunç bir şey yapmıyordu. Aksine, doğanın görmezden gelmediği bir gerçeği yerine getiriyorlardı.
Kendi kendime fısıldadım:
“Leş kargası ne işe yarar?”
O an bu soru sadece bir merak değildi. İçimde bir şeyleri anlamaya çalışma çabasıydı.
Doğanın Sessiz Temizleyicileri
Leş kargaları, doğanın en sert ama en gerekli parçalarından biriymiş gibi geldi bana. Orada, yol kenarında gördüğüm şey aslında sadece bir ölüm değildi; aynı zamanda bir döngüydü.
Onlar, ölü hayvanların doğada kalıp hastalık yaymasını engelliyor. Görmek istemediğimiz şeyleri ortadan kaldırarak yaşamın devam etmesine katkı sağlıyorlar. Ama bunu yaparken ne bir gürültü çıkarıyorlar ne de dikkat çekmeye çalışıyorlar. Sadece varlar ve görevlerini yapıyorlar.
O an bunu düşünürken içimde garip bir huzursuzluk oluştu. Çünkü biz insanlar çoğu zaman böyle gerçeklerden kaçıyoruz. Ölümü, çürümeyi, yok oluşu… Hep bir kenara itiyoruz. Ama doğa bunu saklamıyor. Onun kendi düzeni var.
İçimde Kırılan Bir Şey
Orada durup kuşları izlerken içimde bir şey kırıldı. Hayatın sadece güzel anlardan ibaret olmadığını bir kez daha sert bir şekilde hissettim. Belki de en çok bu yüzden rahatsız oluyordum.
Bir süre sonra insanlar dağıldı. Ben hâlâ oradaydım. Ayaklarım gitmek istemiyordu. Sanki o sahnenin içinde kalmam gerekiyordu.
Kafamın içinde çocukluğuma dair anılar belirdi. Kayseri’nin kenar mahallelerinde koştuğum günler… O zamanlar ölüm bu kadar gerçek değildi. Ya da ben fark etmiyordum. Şimdi ise her şey daha çıplak, daha doğrudan geliyordu.
Leş kargaları bir süre sonra işlerini bitirip uzaklaşmaya başladılar. Gökyüzüne doğru yükselirken siyah kanatlarının sesi bile bana bir şey anlatıyordu. Sanki doğa, kendi içinde hiçbir şeyi israf etmiyordu.
Yürümeye Devam Ederken
Yoluma devam ettim ama aklım hâlâ oradaydı. Her adımımda o sahneyi yeniden görüyordum. İçimde garip bir ikilik vardı. Bir yanım rahatsız, bir yanım ise derinden etkilenmişti.
Kendi kendime düşündüm: Biz insanlar neden sadece güzelliği kabul etmek istiyoruz? Neden her şeyin pürüzsüz olmasını bekliyoruz? Oysa yaşamın içinde çürüme de var, kayıp da var, acı da var.
Leş kargaları bana bunu hatırlatmıştı. Onların varlığı, yok saydığımız gerçeklerin aslında ne kadar önemli olduğunu gösteriyordu.
Bir Günlük Sayfasına Dönüş
O akşam eve döndüğümde defterimi açtım. Genelde yazarken kelimeleri seçmeye çalışırım ama o gün öyle olmadı. Ne hissediyorsam onu yazdım.
Bugün gördüğüm şey beni rahatsız etti ama aynı zamanda düşündürdü. Ölümün bile bir düzeni var. Hiçbir şey boşa gitmiyor. Leş kargaları olmasaydı doğada çok daha büyük bir karmaşa olurdu. Bu düşünce bile tuhaf bir şekilde bana umut verdi.
Çünkü belki de hayat, sadece güzel anlardan değil, zorunlu parçaların bir araya gelmesinden oluşuyordu.
Hayal Kırıklığı ve Kabullenme Arasında
Yine de içimde tamamen huzur yoktu. Bir yandan hayatın düzenini anlamaya çalışıyor, bir yandan da bazı şeylerin acımasızlığını kabullenemiyordum.
Kayseri’nin soğuk geceleri gibi… İnsan üstüne bir şey örtse de içindeki üşüme geçmiyor. Benim içimdeki üşüme de tam olarak böyleydi.
Ama o gün öğrendiğim bir şey vardı: Bazı gerçekler güzel olmadığı için değil, gerekli olduğu için var.
Leş kargaları bunu bana en sert şekilde anlatmıştı.
Gökyüzüne Bırakılan Bir Soru
O akşam hava kararırken pencereden dışarı baktım. Gökyüzü yine sessizdi. Ama aklımda tek bir görüntü vardı: siyah kanatların yavaşça yükselişi.
Kendi kendime sormayı bırakamadım:
“Biz görmezden geldiğimiz şeyleri yok mu sanıyoruz?”
Belki de asıl mesele buydu. Görmek istemediğimiz şeyler, aslında hayatın en gerçek parçalarıydı.
Ve ben o gün, ilk kez bu kadar net hissettim: Hayat sadece yaşananlardan ibaret değil, aynı zamanda kabul edilenlerden de oluşuyor.
Son Düşünceler
Günler geçtikçe o sahne zihnimde silinmedi. Aksine, daha da belirginleşti. Leş kargaları artık bana korkutucu gelmiyordu. Daha çok, sessiz bir dengeyi koruyan varlıklar gibi görünüyordu.
Belki de insanın en zor yaptığı şey, hayatın tamamını görebilmekti. Sadece güzel olanı değil, gerekli olanı da kabul edebilmekti.
O gün Kayseri’de, sıradan bir sabah gibi başlayan şey, içimde uzun süre bitmeyecek bir düşünceye dönüştü. Ve ben her defasında aynı yere dönüyorum:
Bazı şeyler güzel olduğu için değil, sistemin devamı için vardır. Ve bunu en sessiz şekilde anlatanlar bazen gökyüzünden inen siyah kanatlı kuşlardır.