Meg 2 kaldırıldı mı? sorusu neden bir anda herkesin diline düştü?
Merhaba Lagi okurları! Bugün sizlerle “Meg 2 kaldırıldı mı” konusunu ele alacağız.
Geçen gün İzmir’de arkadaşlarla Kordon’da oturuyoruz. Birimiz telefona bakarken bir anda cümleyi bıraktı:
“Beyler Meg 2 kaldırıldı mı?”
Masada bir sessizlik. Hani böyle çay bile “ben bir dakika düşüneyim” der gibi durdu. Çünkü bu soru öyle basit bir “film nerede?” sorusu değil, aynı zamanda modern çağın varoluş krizlerinden biri gibi.
Ben de otomatik olarak kafamda senaryolar üretmeye başladım. Normalde biri “Meg 2 kaldırıldı mı?” dediğinde insan Google’a bakar, değil mi? Ben ne yapıyorum? İçimdeki aşırı düşünen versiyonum devreye giriyor:
“Acaba tamamen mi kaldırıldı, yoksa sadece Türkiye’den mi gitti, yoksa ben mi yanlış platformdayım, yoksa platform beni mi kaldırdı?”
İşte mesele tam burada başlıyor.
İnternet çağında film aramak: küçük bir kaos hikâyesi
Şimdi dürüst olalım. Eskiden bir filmi bulmak kolaydı. DVD vardı, kaset vardı, hatta televizyonda denk gelirdin. Şimdi ise “Meg 2 kaldırıldı mı?” sorusu bile bir dedektiflik işine dönmüş durumda.
Geçen hafta evde koltuğa uzanmışım, cipsi açmışım, her şey hazır. İç ses:
“Bugün büyük beyaz köpekbalığıyla duygusal bağ kuracağız.”
Sonra platforma giriyorum, arıyorum… yok.
Ben: “Hmmm…”
İç ses: “Kaldırılmış olabilir.”
Ben: “Neden kaldırıldı?”
İç ses: “Belki çok yüzüyordu.”
Ve işte orada insan şunu fark ediyor: Asıl film Meg 2 değil, bizim zihnimiz.
Meg 2 kaldırıldı mı? sorusunun gerçek anlamı
İzmir gibi bir şehirde büyüyünce insan biraz rahat olur sanılır. Ama ben dahil çoğumuzun kafası sürekli çalışır. Bu yüzden basit bir soru bile büyür.
“Meg 2 kaldırıldı mı?” aslında şu anlama geliyor olabilir:
“Ben bu akşam ne izleyeceğim?”
“Bir şey bulabilecek miyim?”
“Hayatım neden 27 sekme açık gibi hissediyorum?”
Bir arkadaşım geçen gün dedi ki:
“Kanka film yoksa hayat mı yok?”
Ben de çok düşünmeden cevap verdim:
“Hayır, hayat var ama algoritma karar veriyor.”
İkimiz de güldük ama içimizde bir yerlerde algoritmaya küstük.
İzmirli bir genç olarak “kaldırıldı mı?” krizleri
İzmir’de yaşamanın en güzel yanı rahatlık. En kötü yanı ise bu rahatlığın içinde bile zihnin durmaması.
Mesela sahilde oturuyorum, rüzgâr var, martılar var… ama beynimde şu dönüyor:
“Meg 2 kaldırıldı mı acaba?”
Yanımdaki arkadaşım denize bakıyor:
“Ne güzel değil mi?”
Ben:
“Evet ama Meg 2 yoksa biraz eksik hissediyorum.”
Arkadaş: “Abi sen iyi misin?”
Ben: “Ben iyiyim de platformlar biraz… kararsız.”
İçten içe biliyorum ki mesele film değil. Mesele, bir şeyi izlemek istemek ve onun bir anda kaybolmasıyla oluşan küçük hayal kırıklığı.
Streaming platformlarının gizemli dünyası
Bir gün var, bir gün yok. Sanki filmler de bizim gibi ruh hali değiştiriyor.
“Bugün Meg 2 var mı?” diye bakıyorsun, yok.
Ertesi gün bakıyorsun, yine yok.
Ben bu durumu şöyle yorumladım:
Filmler aslında platformlarla ilişkide. Toxic relationship gibi.
Bir gün geliyor:
“Ben buradayım.”
Ertesi gün:
“Biraz ara verelim.”
Ve sen ortada kalıyorsun:
“Ben ne yaptım?”
Kendi kendine konuşan bir kullanıcı profili
Evde tek başıma film ararken bazen yüksek sesle konuşuyorum:
“Meg 2 kaldırıldı mı ya?”
Sonra kendim cevap veriyorum:
“Kaldırıldıysa bile başka yerde vardır.”
Tekrar ben:
“Peki neden ben bulamıyorum?”
Yine ben:
“Çünkü hayat zor.”
Komik olan şu ki, bu konuşma tamamen ciddi bir tonda oluyor.
Meg 2 kaldırıldı mı? sorusunun sosyal etkisi
Bu soru tek başına bir meme haline bile gelmiş olabilir. Çünkü insanlar artık filmden çok erişilebilirliğe takılıyor.
Bir film iyi mi kötü mü? ikinci soru.
“Bulabiliyor muyuz?” birinci soru.
Arkadaş ortamında bile bu konu açılınca herkes uzman kesiliyor:
“Abi o film kaldırıldı ama VPN’de vardır.”
“Hayır ya, sadece Türkiye kataloğundan gitti.”
“Bence algoritma seni sevmiyor.”
Benim favorim sonuncusu.
Gündelik hayatta Meg 2 etkisi
Bir gün markette sıra bekliyorum. Önümde biri telefonla konuşuyor:
“Meg 2 kaldırıldı mı ya?”
Ben otomatik kulak kabartıyorum. Sanki ulusal mesele.
Sonra fark ediyorum ki bu soru artık sadece film değil, bir refleks olmuş.
Hatta bazen insanlar bir şeyi bulamayınca direkt diyor:
“Meg 2 oldu bu da.”
Yani kaybolma metaforu.
İç sesin isyanı
Bazen gece yatarken düşünüyorum. Günün özeti:
Çalıştım.
Yorgunum.
Ve hâlâ bilmiyorum:
“Meg 2 kaldırıldı mı?”
İç sesim konuşuyor:
“Sen gerçekten bunu mu merak ediyorsun?”
Ben:
“Hayır ama beyin öyle istiyor.”
İç ses:
“O zaman sorun film değil.”
Ben:
“Biliyorum.”
Ve bu kısa diyalogdan sonra uyuyorum.
İzmir geceleri ve düşünce döngüsü
İzmir geceleri aslında çok sakin. Ama insanın içi sakin değilse, dışarısı hiçbir şey değiştirmiyor.
Gece 2’de balkona çıkıyorum. Sessizlik var.
Telefon elimde.
Google’da yine aynı soru:
“Meg 2 kaldırıldı mı?”
Bu noktada fark ediyorum ki aslında film aramıyorum. Bir şeyleri kontrol etmeye çalışıyorum. Erişilebilirlik, düzen, netlik…
Hayat bazen “bulunamayan film listesi” gibi.
Küçük bir farkındalık anı
Bir akşam arkadaşla konuşurken dedi ki:
“Ya boşver Meg 2’yi, başka şey izle.”
Ben de refleks olarak:
“Ama neden kaldırıldı?”
Sonra durdum.
Gerçekten neden bu kadar önemliydi?
Belki de mesele film değil, bir şeylerin elimizden kayıp gitmesi hissi.
Son sahne: koltuk, ekran ve kabullenme
En sonunda bir akşam koltuğa oturdum. Film yok, Meg 2 yok, ama internet var.
Ve şunu düşündüm:
“Belki de her şey her zaman ulaşılabilir olmak zorunda değil.”
Bu cümle bile biraz ağır geldi ama doğruydu.
Yine de iç ses son kez fısıldadı:
“Ama gerçekten Meg 2 kaldırıldı mı?”
Ben de güldüm.
“Bilmiyorum. Ama artık o kadar da önemli değil.”
Benzer Bir Yazı: Meg 2 izle hangi platformda ?